ESTETİK CERRAHİ

Ameliyatsız Estetik

Günümüzde dolgu, lazer vb bir çok yöntem “ameliyatsız estetik”  başlığı altında çok basit ve güvenli uygulamalar olarak medyada sunulmakta ve bu konuda yetkin olmayan kişilerce de yapılabilmektedir. Oysa her yöntemin kendine özgü, az veya çok komplikasyon riski mevcuttur. Sağlık açısından güvenli, estetik açıdan başarılı sonuçlar almak için mutlaka bu konuda uzmanlık eğitimi almış plastik cerrahlar veya dermatologlar tercih edilmelidir.

Cilt Gençleştirme

Cilt GençleştirmeYıllar geçtikçe gerek genetik gerekse güneş ışınları, sigara, açık havada çalışma, makyaj malzemeleri, düzensiz yaşam tarzı gibi çevresel faktörlerin etkisi ile cildin “epidermis” dediğimiz üst tabakasında ve “dermis” dediğimiz daha derin tabakasında birçok değişiklik olur. >>

Dolgu

DolguDolgu maddesinin cilt içerisine veya ciltaltına özel enjektör veya kanül yardımı ile verilmesi işlemidir. Dolgu yöntemi genellikle Alın, iki kaş arası, göz çevresi ve dudak çevresinde oluşan kırışıklıkların azaltılmasında, Burun kenarından ağız köşesine uzanan oluğun doldurulmasında kullanılır. >>

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Cilt Gençleştirme

Yazar: Prof. Dr. Cengiz Açıkel
Ameliyatsız Estetik

Ameliyatsız Cilt Gençleştirme Yöntemleri

Cilt Neden Yaşlanır?

Cilt, sadece genetik olarak değil dış etkenlere bağlı olarak da yaşlandığı için diğer organlardan farklıdır. Sadece içten değil dıştan da yaşlanan cildin yaşlanma nedeni genetik olarak ortaya çıkması %20’lik bir oranda gerçekleşirken çevresel ve dış etkenlere bağlı olarak gerçekleşen yaşlanma %70 – %80’lik bir oranda gerçekleşmektedir.

Cilt Gençleştirme

Cilt Gençleştirme

Yaşlı Cildin Özellikleri

Yıllar geçtikçe gerek genetik gerekse güneş ışınları, sigara, açık havada çalışma, makyaj malzemeleri, düzensiz yaşam tarzı gibi çevresel faktörlerin etkisi ile cildin “epidermis” dediğimiz üst tabakasında ve “dermis” dediğimiz daha derin tabakasında birçok değişiklik olur. Epidermal tabaka kalınlaşır ve daha pürüzlü bir yüzey haline gelir. Pigmentasyon dağılımı anormalleşir; yer yer koyu yer yer açık lekeler oluşmaya başlar. Cilt daha mat ve sarımsı bir renk alır. Dermis tabakasında kolajen sentezi azalır ve dizilimi daha düzensizleşir. Cilde esneklik sağlayan elastik lifler azalır. Kolajen ve elastik lifleri çevreleyen ve cildin nemi sağlayan hyaluronik asit ve türevlerinin azalması ciltte kuruluk ve kırışmalara neden olur. Tüm bu epidermal ve dermal değişikliklerin sonucunda kuru, incelmiş, elastikiyetini ve parlaklığını kaybetmiş, sarımsı bir renk almış, dokunmakla kaba ve pürüzlü bir yüzeyi olan, kırışıklıkların, anormal pigmentasyonun, kılcal damar genişlemelerinin eşlik ettiği bir cilt ortaya çıkar.

Yüz gençleştirmeye yönelik bir dizi ameliyat yapılmaktadır. Yüz cildinin gençleştirilmesi, yüz gençleştirme işlemlerinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Sadece yüz cildi değil, günümüzde boyun, dekolte, el sırtı ve önkol cildi gibi vücudun diğer alanlarının cildinde yaşlanmaya bağlı oluşan değişikliklerin tedavisi de gündemdedir.

 

Cilt Gençleştirme Yöntemleri

Cilt Gençleştirme Yöntemleri

Cilt Gençleştirme Yöntemleri

Günümüzde cilt gençleştirme amacıyla birçok yöntem kullanılmaktadır ama en popülerlerinden biri ameliyatsız estetik yöntemleridir. Geleneksel olarak kullanılan yöntemlerin çoğu, yıpranmış epidermal tabakayı ve dermal tabakanın üst kısımlarını soyma ve daha derin plandaki hücrelerden yeni bir epidermis tabakasının oluşmasını sağlama esasına dayanır. Buna ek olarak zemindeki dermal tabakada bulunan kolajen liflerin kalitesini artırmak ve daha sıkı bir dermis oluşturmak amaçlanır.

Genel olarak deriyi soyma işlemi mekanik aletlerle (klasik dermabrazyon), kimyasal maddelerle kimyasal soyma (peeling) veya lazer yardımı ile yapılmaktadır.

Cilt gençleştirmede en önemli noktalardan birincisi cilt tipinin ve yapısının doğru analiz edilerek uygun tedavi seçeneğinin belirlenmesidir. Standart bir tedavi yoktur; her hasta için ve aynı hastanın farklı bölgeleri için tedavi özelleştirilmelidir.

Ciltte soyma işleminin derinliği ile (hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın) işlem sırasında duyulan ağrı, işlem sonrasında ortaya çıkan kızarıklık, ödem veya oluşan yaranın tamamen düzelmesi için geçen süre, komplikasyon görülme ihtimali ve klinik sonuç arasında doğru orantılı bir ilişki vardır. Soyma işlemi ne kadar yüzeysel olursa ağrı, kızarıklık, ödem ve derlenme süresi de o kadar az olur. Komplikasyon görülme ihtimalide azalır. Ancak tedavi edilen ciltte elde edilen düzelme de bir o kadar az olacaktır. Soyma işlemi derinleştikçe ciltteki kırışıklıklar çok daha etkin şekilde tedavi edilir. Ancak işlem yapılan derinin üst tabakası tamamen kaldırıldığı için bir açık yara oluşur, ağrı, şişlik ve kızarıklık daha fazladır. Sosyal yaşama dönmek daha fazla zaman alır. Ciltte koyu veya açık lekelenme, kötü yara iyileşmesi veya uzun süren kızarıklık gibi istenmeyen etkilerin görülme ihtimali artar. Bu nedenle kişilerin cilt tipine, ciltteki hasarın boyutuna, kişinin işinden ve sosyal yaşamından ne kadar uzak kalmayı göze alabildiğine ve işlemden beklentisine göre o kişi için ideal olan yöntem belirlenir.

Cilt soyma amacıyla kullanılan yöntemlerin birbirlerine göre farklı avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Bence bu yöntemleri kullanan hekimlerin uyguladıkları yönteme olan hakimiyeti ve deneyimi yöntemin kendisi kadar önemlidir; her yöntemle başarılı veya başarısız sonuç almak mümkündür.

Son yıllarda artan iş ve sosyal yaşam temposu nedeniyle çok radikal olmayan, yüzde fazla ödem, kızarıklık veya yara bırakmayan yöntemler daha çok tercih edilmektedir. Cildin sadece epidermis tabakasını çok kontrollü olarak soyma amacıyla ligth peeling , Erbium Laser, Mikrodermabrazyon gibi teknikler kullanılmaktadır. Bu yöntemler belirli aralıklarla bir kaç kez yinelendiğinde günlük yaşamdan geri kalmadan başarılı sonuçlar almak mümkündür. Diğer taraftan dermis tabakasında kolajen sentezini uyarma ve cildi sıkılaştırma amacıyla epidermis tabakasını hiç zarar vermeden sadece dermis tabakasını hedef alan yöntemler de geliştirilmiştir. İngilizce literatürde Non-ablative skin tightening veya non-ablative dermal remodeling şeklinde isimlendirilen yöntemler de ise cildin en dış tabakası olan epidermis tabakasının bütünlüğü bozulmadan doğrudan daha derindeki dermis tabakası hedef alınır. Bu amaçla özel soğutucu sistemler eşliğinde Nd-YAG gibi lazerler, IPL ışık sistemleri ve radyofrekans aygıtları kullanılmaktadır. Bu aletlerle de belirli aralıklarla birden fazla seans uygulama yapıldığında dermal tabakada bir yenilenme ve sıkılaşma değişik oranlarda elde edilmektedir.

Lazerle Cilt Gençleştirme

Son yıllarda geliştirilen ve hem epidermisi hem de dermisi hedef alan ve klasik yöntemlere göre daha az derlenme süresi ve yan etkisi olan bir lazer tedavi yöntemi de “fraksiyonel fototermoliz” dir. Bu yöndemde genellikle Erbium lazer kullanılarak ciltte ortalama 1.4 mm derinlik ve 250 mikron çapında silindirik kuyular açılmakta, bu silindirin içindeki cilt dokusu buharlaşmakta, takip eden günlerde mikron düzeyindeki bu kuyular hızla iyileşirken hem epidermis hem de dermiste bir yenilenme ve sıkılaşma görülmektedir. Bir seansta cilt yüzeyinin %5-20 si tedavi edilmektedir. İşlem sonrası çok çok belirgin bir yara veya kızarıklık olmaması yöntemin en önemli avantajıdır. Yaklaşık 1-3 günde hasta normal hayata dönmektedir. Ancak hedeflenen cilt yüzeyinin tamamının tedavi edilebilmesi için 3 hafta ara 3-6 seans gerekmektedir.

Cilt gençleştirme uygulamaları İstanbul ve yakınlarından gelen hastalarla gerçekleşebileceği gibi diğer şehirlerden ameliyat için gelen hastalarla da gerçekleşebilir.

Uygulanacak tedavinin ve cilt gençleştirme fiyatının belirlenmesi için en sağlıklı cevap hasta ile uzman doktor tarafından gerçekleştirilecek muayene sonrasında verilebilmektedir.

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Yüz Dolgusu

Yüz Dolgusu

Yazar: Prof. Dr. Cengiz Açıkel
Ameliyatsız Estetik

Dolgu Yöntemi Nedir ?

Estetik Dolgu; Dolgu maddesinin cilt içerisine veya cilt altına özel enjektör veya kanül yardımı ile verilmesi işlemi olan bir ameliyatsız estetiktir.

Dolgu Yöntemi Hangi Durumlarda Kullanılır?

Dolgu Yöntemi Hangi Durumlarda Kullanılır

Dolgu Bölgeleri

  1. Alın, iki kaş arası, göz çevresi ve dudak çevresinde oluşan kırışıklıkların azaltılmasında,
  2. Burun kenarından ağız köşesine uzanan oluğun doldurulmasında,
  3. Ağız köşesinden aşağı doğru uzanan oluğun doldurulmasında,
  4. Çene ucunun her iki kenarında oluşan oluğun doldurulmasında,
  5. Alın, elmacık kemiği, çene, yanak ve gözaltı bölgelerine daha dolgun bir görünüm kazandırmak amacıyla,
  6. Dudak kalınlaştırmak amacıyla,
  7. Akne ve yara izlerine bağlı çukurlukların doldurulması amacıyla kullanılır.

Dolgu Yöntemi Nasıl Etki Gösterir?

Dolgu maddesi başlıca etkisini enjekte edildiği alanda bir hacim artışını ve üzerindeki derinin yukarı doğru kalkmasını ve gerilmesini sağlayarak gösterir. Böylelikle çökük veya çukur alanların çevreleri ile olan seviye farkı azalır; ışık vurduğunda eskisi kadar gölgelenme olmaz. Dolgu maddesinin özelliğine göre enjeksiyon alanında su tutma, kolajen sentezini uyarma gibi etkileri de söz konusudur.

Hazır Geçici Dolgu Maddesi ve Hazır Kalıcı Dolgu Maddesi Arasındaki Farklar

Hazır Geçici Dolgu Maddesi Nedir?

Vücuda enjekte edildikten bir süre sonra yavaş yavaş parçalanıp emilerek hacimsel etkisini kaybeden hazır dolgu maddeleridir. Dolgu maddelerinin emilim süresi dolgu maddesinin molekül yapısına, ne miktarda enjekte edildiğine ve yüzün hangi bölgesine enjekte edildiğine göre değişir. Bu süre genellikle 6-12 aydır.

En sık kullanılan geçici dolgu maddeleri arasında hyaluronik asit, kalsiyum hidroksiapatit, poly-L laktik asit, kolajen sayılabilir. Halen kullanımda olan geçici dolgu maddeleri birbirlerinden moleküler yapı, antijenik etki, vücuttan emilme süresi, deri ve yumuşak doku hücrelerinde neden oldukları değişiklikler bakımından farklılık gösterir.

Hazır Geçici Dolgunun Avantajları Nelerdir?

Etkisi geçicidir. Dolgu uygulamasının estetik olarak yüzünüzü (özellikle de dudak bölgesini) nasıl değiştireceğinden ve sonucu beğenip beğenmeyeceğinizden emin değilseniz öncelikle geçici dolgu yöntemini tercih etmeniz akıllıca olacaktır. Eğer sonuçtan memnun olmazsanız bir süre sonra dolgu etkisini yitireceğinden tekrar eski halinize gelme şansınız vardır. Diğer taraftan sonuçtan memnun olursanız bir sonraki adımda kalıcı bir dolgu yöntemine daha rahat geçebilirsiniz.

Dolgu maddesi enjektörde kullanıma hazır haldedir, hazırlamak için özel bir işlem ve ek bir süre gerektirmez.

Uygulama için ameliyathane koşullarına gerek yoktur.

İstenildiği zaman tekrarlanabilir.

1-5 ml gibi küçük hacimler uygulanacaksa yağ enjeksiyonuna göre daha ekonomik olabilir.

Hazır Geçici Dolgunun Dezavantajları Nelerdir?

Etkisi geçicidir. Yaptırdığınız dolgu işleminden memnun iseniz elde edilen estetik sonucun devam etmesi için dolgu işleminin yinelenmesi gerekir ki bu da ek zaman ve maliyet demektir.

Bazı geçici dolgu maddeleri uygulandığı alandan tamamen emilmeyebilir, yabancı cisim reaksiyonu ve buna bağlı düzensizlikler oluşabilir.

5-15 ml gibi büyük hacimlerde dolgu işlemi gerektiğinde maliyeti yağ enjeksiyonundan daha yüksek olabilmektedir.

En İyi Hazır Geçici Dolgu Maddesi Hangisidir?

İdeal dolgu maddesi vücutta yabancı cisim reaksiyonu oluşturmamalı, yumuşak kıvamda olmalı, uygulandığı alanda uzun süre emilmeden kalmalı, emilirken homojen şekilde emilmeli, hacim etkisinin yanında hücrelerin kendini yenileme kapasitesini uyarmalı ve düşük maliyetli olmalıdır. Ne var ki tüm bu özellikleri taşıyan ideal bir dolgu maddesi henüz yoktur. Sizin veya doktorunuzun öncelik verdiği özelliklere göre ideal dolgu maddesi değişmektedir. Örneğin komplikasyon riski en az olsun derseniz başka, dolgu maddesi uzun süre emilmeden kalsın istiyorsanız başka dolgu seçmek durumundasınız.

Hazır-Kalıcı Dolgu Nedir?

Hazır kalıcı dolgular, uygulandığı alanda vücut tarafından emilmeyen ve ömür boyu orada kalan dolgu maddeleridir. Yüz bölgesinin yumuşak dokusunun ve derisinin zamanla yer değiştirdiği ve inceldiği göz önüne alındığında kalıcı dolgu maddesinin bu değişikliklere uyum göstermemesi uzun vadede tedavisi zor estetik sorunlara yol açabilmektedir.

Dolgu İşlemi Ne kadar Sürer?

Ortalama 15-30 dk sürer.

Dolgu İşlemi Ağrılı mıdır?

İşlem yapılacak alana anestetik krem, soğuk uygulama ve gerekli olduğunda uygulama alanının duyusunu alan sinir lokal anestezi ile uyuşturularak ağrısız bir dolgu işlemi yapılır.

Dolgu İşlemi Sonrası Şişlik ve Morarma Olur mu?

Usulüne uygun yapılırsa ve sizin kanamaya meyilli bir durumunuz (aspirin kullanımı gibi) yoksa belirgin bir morluk olmaz.

Uygulama bölgesi ve miktarına bağlı olarak bir miktar şişlik olur (özellikle dudaklar) ve 1-2 gün içerisinde geriler. Uygulama sonrası soğuk tatbiki şişlik oluşumunu azaltır.

Dolgu İşlemi Sonrası İşime Devam Edebilir miyim?

İşinize ve tüm sosyal aktivitelerinize devam edebilirsiniz.

Dolgu İşlemine Kişisel Yaklaşımım:

Eğer 1-5 ml gibi küçük miktarlarda dolgu maddesi gerekiyorsa, dolgu işlemi ofis ortamında yapılacaksa, kişi estetik sonucu beğenip beğenmeyeceği konusunda endişeli ise öncelikle hazır-geçici dolgu işlemini tercih ediyorum. En sık hyaluronik asit içeren dolgu maddelerini kullanıyorum.

Eğer 5-15 ml gibi daha büyük hacimli dolgu işlemi gerekiyorsa, sonucun kalıcı olması isteniyorsa veya kişi zaten başka bir nedenle estetik ameliyat oluyorsa aynı seansta mutlaka kendi vücudundan alınarak hazırlanan yağ enjeksiyonunu tercih ediyorum.

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Yüz İmplantları

Çene ve Elmacık Kemiği Protezleri

Yazar: Prof. Dr. Cengiz Açıkel
Yüz Estetiği

Yüz İmplantları

Yüz İmplantları

Doğuştan veya travma sonucu yüz kemiklerindeki çökmeler veya yetersizlikler, üzerlerine farklı yapıda protezler (implantlar) konarak giderilir ve daha dolgun ve dengeli bir yüz elde edilir.

  • Alt çene ucu, çene kenarları ve elmacık kemikleri en sık protez uygulanan alanlardır.
  • Ağız içerisinden yapılan kesiler ile kemiklerin üzerinde bir cep hazırlanır ve uygun boyut ve şekildeki protez yerleştirilir. Protezler vida veya dikiş yardımı ile altındaki kemiğe tespit edilir.
  • Silkon, goretex gibi farklı sentetik ürünler de aynı amaçla kullanılmaktadır.
  • Bu amaçla en sık kullanılanlar delikli polietilen (Medpor) implantlardır. İmplant içerisindeki deliklere doku ilerlemesine izin verir ve çevresindeki doku ile daha iyi bütünleşir. Ameliyat esnasında istenildiği gibi tıraşlanabilir ve şekil verilebilir.
  • Özellikle çene ucunun küçük olması çok sık rastlanan bir durumdur ve tüm yüz görünümünü olumsuz yönde etkiler. Çene ucu implantı ile son derece yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır. Estetik burun ameliyatı ile birlikte de yapılabilir.
  • Yüz implantlarının çok steril koşullarda konulması enfeksiyondan korunmak için önemlidir. Protez etrafında enfeksiyon gelişirse çıkartılması gerekebilir.
  • Yüz implantları ile başarılı sonuçlar alınmasındaki kritik noktalar gerçekten ihtiyacı olan hastayı seçmek, doğru boyut ve şekilde protezi belirlemek ve usulüne uygun teknikle ameliyatı yapmaktır.

Yüz İmplantları konusunda bilgi almak için lütfen iletişim formunu doldurunuz.

Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Açıkel, Yüz İmplantları, Çene İmplantı, Elmacık Kemiği İmplantı

Mini Karın Germe

Yazar: Prof. Dr. Cengiz Açıkel
Burun Estetiği

Mini Karın Germe

Mini Karın Germe

Göbek ve genital bölge arasındaki bölgenin karın kaslarındaki gevşemeye bağlı bombeleşmesi ve karın derisindeki fazlalığa bağlı sarkmalar, klasik karın germe ameliyatına göre daha kısa izle daha kısa sürede düzeltilebilmektedir.
Göbeğin üzerinde fazla deri sarkması ve bombelik olmayan özellikle göbek altında bu sorunları olan kişiler uygun adaydır.

Mini Karın Germe Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Mini Karın Germe Ameliyatı genel anestezi altında ve ameliyathane koşullarında yapılır. Mini Abdominoplasti Ameliyatı süresi ortalama 1,5 saattir.

Genital bölgenin hemen üzerinde yaklaşık bir karışlık bir kesi yapılır (sezeryan izine benzer şekilde), karın derisi kaldırılır, karın kaslarındaki gevşeklik dikişlerle sıkılaştırılır. Mini Abdominoplasti ile karın derisi aşağıya doğru çekilir ve fazlası çıkartıldıktan sonra estetik dikişlerle kesi kapatılır.

Mini Karın Germe Ameliyatı Sonrası

Mini Karın Germe Ameliyatından sonra ameliyat bölgesi bir karın korsesi ile 4 hafta süre ile desteklenir.

Aynı ameliyatta göbek üzerinde kalan bölge, bel kısımları ve vücudun diğer kısımlarına liposuction yapılabilir. Mini Abdominoplasti başka estetik ameliyatlarla kombine edilebilir.

Mini Abdominoplasti ameliyatından 5 gün sonra banyo yapılabilir, işe başlanabilir.

Mini Karın Germe ya da diğer estetik ameliyatlar hakkında detaylı bilgi almak için form doldurabilir, online randevu alabilir ya da iletişim bilgilerimizden bize ulaşabilirsiniz.

Göz Kapağı Düşüklüğü Estetiği Nedir?

Göz Kapağı Estetiği

Göz Kapağı Estetiği

“Göz Kapağı Düşüklüğü Estetiği” veya “Gözaltı Torbaları Estetiği” olarak bilinen cerrahi işlemin tıbbi ismi “Blefaroplasti” dir. Üst göz kapaklarındaki torbalanma için yapılan işlem “üst blefaroplasti”, alt göz kapaklarındaki torbalanmayı gidermek için yapılan işlem ise “alt blefaroplasti” olarak adlandırılır.

Yapısal nedenlerin yanı sıra yıllar içerisinde göz kapaklarındaki cilt ve ciltaltı dokularındaki gevşemeler göz kürelerinin üstünde ve altında yerleşik olan yağ yastıkçıklarının öne doğru fıtıklaşmasına ve gözaltı torbalarının oluşmasına yol açar. Bazen yağ yastıkçıklarında belirgin bir fıtıklaşma olmadan sadece deri ve derialtı kas dokusunda gevşeme ve sarkma olabilir. Diğer yandan, yüz kemikleri üzerindeki tüm yumuşak dokuların zaman içerisinde aşağıya doğru yer değiştirmesi sonucu alın derisi ve kaşlar aşağıya doğru yer değiştirir ve üst göz kapaklarındaki deri katlantıları daha da belirginleşir. Elmacık kemikleri ve yanaklardaki dokuların aşağıya doğru sarkması ise alt göz kapağı çevresinde çukurlaşmasına ve gözaltı torbalarının daha da belirginleşmesine yol açar. Bu durum kişilerin yorgun ve yaşlı görünmesine neden olur.

Göz kapağı düşüklüğü estetik ameliyatı standart bir işlem değildir, kişilerin göz kapaklarındaki deformasyonun derecesine göre değişiklik gösterir. Çoğu zaman daha başarılı sonuçlar almak için ek işlemler gerekir.

Göz kapağı estetiği yapılacak işlemin boyutuna göre lokal veya genel anestezi altında yapılır. Fazla olan göz kapağı derisi, deri altı kas dokusu ve varsa fıtıklaşan yağ yastıkçıkları alınır. Üst göz kapağı estetiğinde bazen kaşların kaldırılması da gerekir. Alt göz kapağı estetiğinde ise, alt göz kapaklarının hemen aşağısında oluşan çukurlaşmalara ve elmacık kemiklerine yağ dolgusu işlemi de yapılır ve daha başarılı estetik sonuç alınır. Yanaklardaki sarkmalar çok belirgin ise göz kapağı estetiği yüz germe ameliyatı ile kombine edilir.

Göz Kapağı Estetiği Kimlere Yapılır?

18 yaşını geçmiş, ameliyata engel bir fiziksel ve ruhsal sorunu olmayan kadın ve erkeklere yapılır. Ameliyatın gerekli olup olmadığına göz kapaklarının muayenesi sonrası plastik cerrah ve hastanın birlikte yaptığı değerlendirme ile karar verilir. Ameliyatı olmak için 50-60 yaş gibi belirli bir yaşın beklenmesine gerek yoktur. Kişinin yaşam kalitesini düşürdüğü tespit edilen belirgin bir torbalanma varsa daha erken yaşlarda da ameliyat yapılabilir. Günümüzde iş hayatında ve sosyal yaşamda dinamik ve enerjik görünüm gittikçe önem kazanmaktadır ve bu bağlamda göz kapağı estetiği ameliyat yaşı artık daha erken yaşlarda yapılmaktadır.

Göz Kapağı Estetiği Öncesi Nelere Dikkat Etmek Gerekir?

Ameliyat, kişinin fiziksel ve psikolojik olarak en iyi olduğu dönemde yapılmalıdır. Ameliyat öncesinde genel sağlık sorunları, kronik hastalıklar, sürekli kullandığı ilaçlar dikkatle gözden geçirilmeli ve varsa öncelikle bu sorunlar düzeltilmelidir. Örneğin, yüksek tansiyonu olan ve tansiyonu tam kontrol altında olmayan bir hastanın öncelikle tansiyonu kontrol altına alınmalıdır. Tiroid hormonları kullanan kişilerde hormon seviyelerinin normal sınırlarda olduğu teyit edilmelidir.

Göz kapağı estetiğinde en önemli komplikasyonlardan biri kanamadır. Bu nedenle, aspirin içeren ilaçlar, düzenli yeşil çay tüketimi gibi kan sulandırıcı, kanın pıhtılaşmasını azaltan ilaç, çay veya besin destekleri ameliyat tarihinden en az 15 gün önce kesilmelidir. Bu konuda daha detaylı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.

Göz Kapağı Estetiği Sonrası Nelere Dikkat Etmek Gerekir?

Ameliyat sonrasında göz kapaklarında basıncın artmaması, ödemin daha az olması ve olası kanamalardan kaçınmak için dikkat edilmesi gereken bazı unsurlar söz konusu,

  • 5 gün yarı oturur pozisyonda yatılmalı
  • Günlük işleri yapmaktan kaçınılmalı
  • İstirahat Edilmesi
  • Tansiyon ilacı gibi düzenli kullanılan ilaçlar zamanında alınmalı
  • Tuvalette aşırı ıkınılmamalı
  • Öne çok eğilmemeli
  • Kan sulandırıcı ilaç ve besinler ameliyattan sonraki 15 günlük sürede tüketilmemeli.

Ameliyat sonrasında normalleşme süreci kişiden kişiye veya yapılan işlemin boyutuna göre değişmektedir. Özellikle ilk bir ay göz kapaklarında uyurken alınan pozisyon değişimlerine bağlı olarak asimetriler görülebilir, sabırla beklenmelidir.

Ameliyat Sonrası Göz Kapakları Tekrar Düşer mi?

Özellikle üst göz kapaklarındaki torbaların tedavi edildiği ve nispeten daha genç yaşlarda ameliyat olmuş kişilerde yıllar içerisinde göz kapaklarında bir miktar torbalanma yeniden oluşabilir. Bu gibi durumlarda fazla deri dokusu lokal anestezi altında tekrar alınabilir.

 

Meme büyütme ve jinekomasti tedavisi gibi diğer estetik ameliyatlarımız hakkında bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Damla Silikon İmplant mı, Yuvarlak Silikon İmplant mı?

Damla Silikon mu Yuvarlak Silikon mu?

Meme Büyütme Estetiği, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en çok tercih edilen meme estetiği yöntemlerindendir. Meme büyütme amacıyla silikon implant kullanımı halen en sık tercih edilen ve en etkili yöntemdir. Kullanılan silikon implantların büyüklüğü kadar şekli de ameliyat öncesinde hasta ve plastik cerrah arasında konuşulması gereken bir konudur. Genel olarak silikon implantların şekilleri “yuvarlak” ve “damla şekilli anatomik tip” olarak iki ana grupta toplanabilir. Her bir gurubun içerisinde ise farklı projeksiyonlarda alt guruplar bulunmaktadır. Tek ve ideal bir silikon implant şekli yoktur. Hasta için hangi şeklin daha uygun olacağına plastik cerrah ve hasta birlikte karar vermelidir. Diğer taraftan, plastik cerrahların hastalarına önerecekleri silikon implant şeklinde, kendi deneyimleri ve bilgileri doğrultusunda, farklılıklar görülebilmektedir.

Meme Büyütme Ameliyatında Silikon İmplant Seçimi ile ilgili detaylı yazımız için tıklayınız.

Yuvarlak ve silikon implantların arasındaki temel farklar implant tabanının şekli, silikon jelin bu taban üzerindeki dağılımı, silikon jelin sertlik oranı ve silikon jelin etrafındaki kılıfın pürtüklü veya düz yüzey olmasından kaynaklanır.

Yuvarlak Protez (Silikon İmplant) Avantajları ve Dezavantajları

Yuvarlar Silikon İmplant

Yuvarlak silikon implantların tabanı daire şeklindedir ve silikon jel tüm alanlarda homojen olarak dağılmıştır. Bu yapının en önemli avantajı silikon implantın hastaya uygulanmasından sonra zamanla kendi etrafında dönme hareketi yapsa dahi bu dönüşün meme şeklinde bir değişim yapmayacak olmasıdır. Diğer bir avantajı ise memenin üst yarısının (dekolte kısmının) daha iyi doldurulabilmesidir. Memelerde sarkma ve küçüklüğün birlikte olduğu olgularda meme dikleştirme ve büyütme ameliyatı birlikte yapılır ve yuvarlak silikonlar dekolte kısmına doldurmak amacıyla daha çok tercih edilir. Yuvarlak implantların içindeki jel daha yumuşak olabilmekte ve dokunulduğunda daha doğal bir his verebilmektedir. Yeterince meme dokusu olmayan bir hastaya hemen meme altında oluşturulan bir cepe yuvarlak silikon implant yerleştirildiğinde, uzun dönemde implant çevresinde kapsül (sert bir kılıf) oluşumu ve dışardan anlaşılabilecek dalgalanmalar gözlenebilmektedir. İmplant kas altı yerleştirildiğinde ise bu sorunlar daha nadir görülmektedir.

Damla Protez (Anatomik Tip Silikon İmplant) Avantajları ve Dezavantajları

Damla veya Anatomik tip Silikon implantların taban şekli daire değildir, yatay ve dikey eksenleri farklılık gösterir. Bu özelliğin dezavantajı silikon implant kendi etrafında döndüğünde meme şeklinin bozulacak olmasıdır. Bu nedenle implantın doğru eksenlerde yerleştirilmesi önemlidir. İmplantın daha sonra dönmesine engel olmak için silikon jeli saran kılıfı pürtüklü yapıda üretilmiştir. Yuvarlak olmayan bu taban üzerindeki jel ise özellikle normal bir meme anatomisini taklit edecek şekilde alt yarıda daha fazladır. Bu nedenle bu tip implantların başlıca kullanım alanı hiç meme dokusu olmayan, sıfır beden meme olarak isimlendirilen olgulardır. Bu tip memelerde uygulanan implantın memeye daha iyi şekil verebilmesi için implant içindeki jelin kıvamı yuvarlak implantlara göre daha serttir.

Son yıllarda yapılan çalışmalarda, meme büyütme ameliyatı geçirmiş hastaların ameliyattan yıllar sonra yapılan estetik değerlendirmelerinde silikon implant şeklinin estetik sonuçlar üzerinde çok belirgin fark oluşturmadığı yönündedir. Geç dönem komplikasyonlar açısından yuvarlak ve damla silikon implantlar karşılaştırıldığında ise implantların yüzey yapıları, uygulandıkları cebin kas altı veya kas üstü olması, büyüklükleri, cerrahi teknik detaylar gibi bir çok değişken göz önüne alınmak durumundadır ve bu nedenle net bir çıkarım yapmak zor görünmektedir.

Damla Ve Yuvarlak Silikon İmplant Fiyatları Farklı Mıdır?

Damla şeklindeki silikon implantlar bir miktar daha pahalıdır.

Son Söz: Asla aklınızdan çıkarmayınız ki sizi ameliyat edecek plastik cerrah bu konunun profesyoneli olarak sizin bu yazılardan edindiğiniz bilgilerden çok daha fazlasını bilmekte ve deneyimlemektedir. Diğer taraftan, plastik cerrahların kendi deneyimleri doğrultusunda size farklı silikon implant şekli ve uygulama seçeneği sunması da normaldir. Görüştüğünüz plastik cerrahların açıklamalarını dikkatle dinleyip aklınızdaki tüm soruların yanıtını aldıktan sonra hangi doktora ameliyat olacağınıza karar vermeniz en doğru yaklaşım olacaktır.

Jilet İzi Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli?

Ameliyat sonrası dönem en az ameliyat öncesi ve ameliyat süreci kadar önemlidir. Öncelikle genel sağlık durumunuzu ilgilendiren olası komplikasyonların oluşmaması ve oluşan bir komplikasyonun zamanında fark edilip tedavi edilebilmesi için çok bilinçli hareket etmeniz gerekmektedir. Bu aşamada önerilerimize ciddiyetle uymak ve bizimle yakın iletişimde bulunmak yaşamsal önem taşır.

Bazı hastaların ameliyat sonrasında doktorunun önerilerine yeterli özeni göstermediği, farklı nedenlerle sınırları zorladığı ve buna bağlı komplikasyonlar geliştiği sıklıkla gözlemlenebilmektedir. Ameliyat sonrası dönemde kendinizi çok iyi hissetseniz, herhangi bir ağrı duymuyor olsanız dahi ameliyat olduğunuzu unutmamalı ve yaptığımız önerilere harfiyen uymalısınız.

Genel olarak, ameliyat öncesi dikkat edilmesi gereken ilaç ve beslenme konularına (aspirin vb kan sulandırıcı almama, yeşil çay, E vitamini tüketmeme gibi) ameliyat sonrası 15 günlük dönemde de aynı şekilde dikkat edilmelidir.

Jilet İzi Tedavisi uygulanan edilen alanların nihai şekil ve renk tonuna dönmesi kişiden kişiye değişmekle birlikte ortalama 1 yılı (6 ay – 2 yıl) bulacaktır.

Öncelikle;

  • 38.5 C’ nin üzerinde ateş
  • Solunum güçlüğü
  • Şiddetli ağrı
  • Fazla miktarda açık kırmızı taze kanama
  • Ameliyat bölgesinde aşırı şişlik ve kızarıklık gelişmesi
  • Aşırı halsizlik hali
  • Bilinç durumunda bulanıklık ve aşırı uyku hali
  • Elinizde veya ayağınızda aşırı şişme ve renk değişimi

Veya yolunda gitmediğini düşündüğünüz bir şeyler hissediyor iseniz günün hangi saati olursa olsun derhal ameliyatı yapan doktorunuzu bilgilendiriniz. Herhangi bir nedenle doktora ulaşamıyor iseniz ameliyatın yapıldığı veya en yakın hastanenin acil servisine başvurmalısınız.

Pozisyon: Deri yaması uygulanan kolunuz/kollarınız kalp seviyesinin üzerinde tutulmalıdır. Böylelikle toplardamar basıncı düşeceği için deri yaması altına kan birikme, kolunuzda şişlik, morluk ve dolaşım bozukluğu gelişme ihtimali azalacaktır.

Deri yaması alınan bacağınız da kalp seviyesinde tutulursa bu bölgede kanama ve ağrı daha az olacaktır. Bacağınızda özellikle ayağa kalktığınızda yanma şeklinde bir miktar ağrı duymanız normaldir. Bu yanma hissi birinci haftanın sonuna doğru geçecektir.

Solunum egzersizleri: Ağrı vb değişik nedenlerle yeterince derin solunum yapılamaz ise hava yollarında tıkaç oluşumu (atelektazi) ve buna bağlı akciğer enfeksiyonu gelişimi riski söz konusudur. Bu nedenle saat başı en az 3-5 kez tüm akciğeri genişletecek derin nefesler almak gereklidir. Yeterince sıvı alımı bronşlarda tıkaç oluşumunu azaltacaktır.

Hareket kısıtlaması: Ameliyat sonrası ilk 1 hafta ameliyat olduğunuz kolunuzu aktif kullanmayınız. Deri yamasının, altındaki dokulara yapışması için sabit kalması önemlidir. Diğer taraftan, fazla ayakta kalır ve hareket ederseniz deri yaması alınan bacak kısmında kanama ve ağrı oluşacak bu da yaranızın geç iyileşmesine ve bacağınızda daha fazla iz kalmasına yol açacaktır.

Tuvalette fazlaca ıkınma, ağır kaldırma, ev işleri yapma, çocuk taşıma, araç kullanma gibi zorlayıcı hareketlerden kaçınılmalıdır. Aktif spor yapılmamalıdır.

Beslenme: Ameliyat süreci boyunca kullanılan ilaçların vücuttan rahat atılabilmesi, bacaklarda pıhtı oluşumu riskinin azaltılması, dokuların yeterince dolaşımının sağlanabilmesinde yeterli sıvı alımı (günde 1,5-2 litre) önemlidir. Sık tuvalete gitmemek için sıvı alımını kısmak en sık yapılan hatalardandır. Bu süreçte alkolden uzak durulmalı, kanamayı artırabilecek aspirin vb ilaçlar alınmamalıdır. Ameliyat sonrası dönemde kilo vermeye yönelik çok sıkı diyetler yapılmamalı, proteinden zengin dengeli beslenmeye dikkat edilmelidir.

İlaç Kullanımı: Size önerilen ilaçları önerildiği şekilde kullanmalı, dozlarda keyfi değişikliklere gitmemelisiniz. Doktorunuzun haberi olmadan başka bir ilaç almamalısınız, çünkü sizin bilmediğiniz farklı yan etkiler (kanama, diğer ilaçlarla olumsuz etkileşim gibi) görülebilmektedir. İlaç kullanımında bir sorun yaşıyorsanız doktorunuzu bilgilendiriniz ve onun bilgisi dahilinde değişiklik yoluna gidiniz.

Sigara: Damarlarda spazma, daralmaya yol açması nedeniyle kan dolaşımının çok önemli olduğu estetik ameliyatlarda sigara doku iyileşmesini son derece olumsuz etkilemektedir.

Ruhsal değişiklikler: Ameliyat sonrası ilk günlerde geçici olarak ruhsal bir çöküntü yaşamak, ameliyatın başarısı hakkında kaygılar duymak çok normaldir. Bu dönemde çoğu zaman bandajlar, sargılar, ödem vb nedenlerle hedeflenen sonuç henüz ortaya çıkmamıştır. Diğer taraftan görünümde belirgin değişime yol açan estetik ameliyatlar sonrasında ameliyat son derece başarılı olsa dahi yeni görünüme uyum sağlamak ve bu görünümü içselleştirmek zaman almaktadır.

Ameliyat alanlarında kaşıntı: Ameliyat bölgelerinde sargıların altında kalan kısımlar kuruduğu için bir miktar kaşıntı normaldir. Bazen bu kaşıntı rahatsız edecek boyutta olabilmektedir, doktorunuza danışarak bu yönde bir ilaç almanız gerekebilir. Bazen sargıların altından kaşıma işlemi veya doktorunuz tarafından sargılar açılıp kaşınan alanlara krem sürülmesi gerekebilir.

Ameliyat olan elde şişlik: Deri yaması uygulanan kolunuzun elinde belirgin bir şişme olması kolunuzdaki sargının sıkı olduğunu ve toplardamar dolaşımını zorlaştırdığını gösterir. Sargıyı gevşetmek (doktorunuzun bilgisi dahilinde açıp tekrar daha gevşek sarmak) ve kolunuzu kalp seviyesinin üzerinde tutmak gerekir.

Banyo: Sargıların olduğu kol ve bacak kısımlarının ıslatılmaması gerekmektedir. Kolunuzu naylon poşete sokup etrafını mutfaklarda kullandığınız streç ile sıkıca sarmak, bacağınızı da aynı şekilde streçle sarmak suretiyle banyo yapabilirsiniz. Sonrasında streçleri çıkarmalısınız. Sargılar bir şekilde ıslandığı takdirde saç kurutma makinası ile hızla kurutmalısınız, veya doktorunuza başvurup sargıyı değiştirtmelisiniz.

Deri yaması uygulanan alanda iyileşme süreci: Deri yaması uygulanan alana yapıştıktan sonra (ameliyattan yaklaşık 11 gün sonra) bu alanı normal su ve sabunla yıkayabilirsiniz, elinizle üzerini temizleyebilirsiniz. Deri yamasının en üst derisinde soyulma şeklinde belirtiler olabilir normaldir. Takip eden haftalarda deri yaması uygulanan bölgenin kendi kılları uzamaya başlayacak, kıl köklerindeki yağ bezlerinden deriyi nemlendirmek üzere yağ salgısı başlayacaktır. Uzayan kıl ve salgılanan yağların bir kısmı üzerlerindeki yeni deri yamasını delip geçerken bazıları deri yamasının altında kapalı kalacak ve sivilce gibi, kıl dönmesi gibi bir görünüm oluşacaktır. Bu durum özellikle ameliyattan 2-3 ay sonra artacaktır. Bu aşamada ameliyat alanının net çekilmiş bir fotoğrafını cengizacikel@gmail.com adresine eposta şeklinde (whats up değil!) gönderirseniz size ne yapılacağı konusunda bilgi verilecektir, gerekiyorsa ofise davet edilip, büyüteç altında kılların üzeri steril bir iğne ucu ile açılarak kılların deri yamasını delip dış ortama çıkması sağlanacaktır. Bu işlem koldaki kılların durumuna göre bir kaç kez tekrarlanabilmektedir.

Deri yaması ameliyatı takip eden ilk aylarda pembe renkte, kenarları çevre dokudan daha kabarık, ve altında kesik izleri belli oluyor şeklinde olacaktır. Bu görüntü beklediğimiz bir durumdur. Size önerilen kremler ve bandaj kullanımı sonucu yavaş yavaş renk ten rengine dönmeye başlayacak, deri yaması incelecek ve daha doğal bir görünüm kazanacaktır. Bu süreç kişilerin yara iyileşme özelliklerine göre 1-2 yıl arasında değişmektedir.

Deri yamasının güneşe maruz kalması durumunda rengi koyulaşacaktır, bu nedenle özellikle ilk 1 yıl güneşten korunma (kapalı giysiler, 50 faktörlü güneş kremi) çok önemlidir. Bazen güneşe maruz kalınması dahi renk esmerleşebilmektedir (postinflamatuar hiperpigmentasyon), bu durumda doktorunuzla iletişime geçerek bir süre renk açıcı kremler kullanmanız gerekecektir.

Deri yaması alınan alanda iyileşme süreci: Ameliyat sonrasında en sık gözlemlediğimiz sorun deri yaması alınan bacak kısmında iyileşmenin gecikmesi ve buna bağlı daha belirgin iz kalmasıdır. Bu sorunun başlıca nedeni, ameliyat sonrası ilk iki hafta yeterince yatak istirahati yapmamak, fazla ayakta kalmak ve hareket etmektir. Daha nadir olarak da kişilerin yaralarının iyileşmesinde yapısal bir sorun vardır ve istirahat etse dahi iyileşme geç olabilmektedir.

Deri yaması alınan bölge kendiliğinden iyileştikten sonra kırmızı-pembe renkte bir görünüm alacaktır. Uzun süre ayakta kaldığınızda, sıcak duş alırken, aktif spor yaparken bu alandaki damarların genişlemesi ve içerisine kan dolması nedeniyle daha koyu kırmızı – mor renk alacaktır. Bazen küçük su toplamaları ve yara açılmaları olabilecektir. Gün içerisinde bacağınızı kalp seviyesinin üzerinde tutarak bir süre dinlendirmeniz iyi olacaktır. Yara açılırsa doktorunuzla iletişime geçmeniz ve ona göre bir tedavi uygulamanız gerekecektir.

Deri yaması alınan alandaki kıllar tekrar çıkacaktır (kola nakledilmemiştir). Pembelik ortalama 1-2 yıl içerisinde son halini alacaktır.

Sportif aktiviteler: Ameliyattan bir ay sonra her türlü sportif faaliyeti yapabilirsiniz.

Güneşten korunma: Ameliyat alanları özellikle ilk bir yıl güneşe veya solaryuma maruz kaldığında aşırı esmerleşme şeklinde istenmeyen bir görüntü oluşmaktadır. Bu nedenle ilk bir yıl uzun kollu giysiler ve 50 faktörlü güneş kremleri ile ameliyat alanlarını (deri yaması alınan ve uygulanan alanlar) güneşten korumak çok önemlidir. İkinci yıl güneş kremi kullanmak koşulu ile daha kontrollü bir yaz mevsimi geçirilebilir.

Gebelik: Ameliyat sonrasında kullanılacak olan bazı kremlerin (ör: advantan pomad, dermovate pomad vb.) gebelik durumunda kullanılması sakıncalıdır. Bu nedenle ameliyat sonrası en az 3 ay gebelik planlanmaması önerilir. Eğer gebelik söz konusu olursa kremler kesilmeli ve bu konuda doktorunuzla iletişime geçmelisiniz.

Kontroller: Ameliyat alanları iyileştikten sonra yapılacak olan kontroller önemlidir, çünkü deri yamasının durumuna göre kullandığınız kremler değiştirilebilmekte, bazen de ofise gelmeniz ve bazı işlemler yapmamız gerekebilmektedir. Bu nedenle ilk 6 ay ayda bir, ikinci 6 ay 2 ayda bir, ikinci sene ise 3 ayda bir ameliyat alanlarının net ve doğru açıdan çekilmiş fotoğraflarını cengizacikel@gmail.com adresine e-posta şeklinde göndererek veya randevu alıp bizzat ofisime gelerek kontrol muayenesi yaptırabilirsiniz. Kontrollerde yapılacak işlemlerden her hangi bir ücret talep edilmeyecektir. Fotoğrafları whats up’ tan değil e-posta şeklinde göndermeniz ve halen kullanmakta olduğunuz kremleri belirtmeniz size daha doğru ve hızlı dönüş yapmamızı kolaylaştıracaktır.

Estetik sonuç: Zımparalama ve ince deri yaması ameliyatının birincil amacının kesik izlerinin anlaşılmayacak hale getirilmesi olduğunu özellikle belirtmek isteriz. Kolunuzu sağlam taraftan ziyade eski haliyle karşılaştırmanız ameliyat sonucu hakkında daha doğru değerlendirme yapmanızı sağlayacaktır. Diğer taraftan, deri yaması alınan ve uygulanan alanların, incelik ve renk uyumu açısından ideal olması için standart şekilde özenle her hastamıza elimizden geleni yapmaktayız. Buna rağmen hastalarımızın yara iyileşme özelliklerindeki farklılıklar ve ameliyat sonrası önerilerimize uygun davranma konusundaki farklılıklar nedeniyle estetik sonuçlarda da farklılıklar olabilmektedir.

İlk kontrolde (ameliyattan 4 gün sonra) splint, bandaj ve deri zımbalayıcıları cilt yamasının üstünden kaldırılacak ve ince bir bandaj tekrar uygulanacaktır. Bu ikinci sargı bir hafta sonra açılacaktır. Yani, kolunuzda toplam 11-12 gün sargı olacaktır. Deri yaması alınan uyluk kısmı ise 14 gün hiç açılmayacaktır. Başka bir deyişle ameliyat sonrasında sargılardan tamamen kurtulmanız en az 2 haftayı bulacaktır.

Herhangi bir komplikasyon söz konusu olmadığında her ay ameliyat alanlarının net çekilmiş fotoğraflarını e-posta ile göndermek sureti ile veya dilerseniz ofisimize gelerek kontrollerinizi yaptırabileceksiniz.

En sık gözlenen sorun deri yaması alınan alanın kendiliğinden iyileşmesi sürecinin (normalde 2 haftadır) normalden uzun sürmesidir. Bu durumun en sık nedeni ameliyat sonrasında hastaların yeterince yatak istirahati yapmamaları ve uzun süre ayakta kalmaları ve yürüyüş yapmalarıdır. Daha nadir gözlenen diğer bir sebep ise hastaların yara iyileşme kapasitelerinin normalden düşük olması ve yara iyileşmesinin yavaş ilerlemesidir.

Burun Kırığı Ameliyatı

burun-kirigi
Burun dışa doğru çıkık konumu dolayısıyla travma ve darbelere oldukça açıktır.

Birinci tip derece travmalarda hafif şekil bozuklukları olduğundan tedavi stebilizasyon (sabitleme) şeklindedir. Bu tip burun kırıklarında sabitleme işlemi çoğunlukla lokal anestezi altında yapılır. Ameliyata gerek duyulmaz. Buradaki amaçlardan biri de burnu daha sonra gelebilecek travmalara karşı örneğin uyurken burnunu çarpma gibi korumaktır.

İkinci tip travmalarda ise ciddi şekil bozuklukları söz konusudur. Bu aşamada uygulanan cerrahi tedavi yani kırık burun ameliyatı, kırıkların tamamen ortaya konması, yerine oturtulması ve plak ve vida sistemleri kullanılarak sabitlenmesi aşamalarıdan meydana gelir. Bu ameliyat ile hem şekil bozuklukları hem de fonksiyonel bozukluklar birlikte giderilir. Bu nedenle ameliyatın estetik plastik cerrah tarafından yapılması önerilir.

Eğer burunda vücudun başka bir alanından doku nakli yapılarak burun çatısının tekrar oluşturulması gerekiyorsa estetik plastik cerrah tarafından burun onarımı ameliyatı yapılmalıdır. Bu ameliyatta mikrocerrahi yöntemler de kullanılır.

Burun Kırığı Teşhisi Nasıl Konur?

Ağrı, şişlik, kanama, morarma, şekil bozukluğu ve nefes almada güçlük şeklinde kendini hissettirebilir. Darbe ya da travma gerçekleştikten sonra en kısa sürede bir hekime başvurmak önemlidir. Burun kırığı elle muayene ile ya da çekilen filmden anlaşılacağı gibi gözle görülebilir şekil bozukluklarından da anlaşılabilir.

Burun kırıklarında ilk 24 saatte ödem gelişmeden müdahale edilmesi oldukça önemlidir. Eğer bu süre geçmişse tıbbi operasyon için ödemlerin inmesi beklenir ve daha sonra rinoplasti ameliyatı yapılır.

Burun Kırığı Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Burun kırıkları ciddi estetik ve burundan soluk alıp vermeyi zorlaştıran fonksiyonel sorunlara yol açabilir. Bu nedenle burun kırığının tam ve kalıcı tedavisi mümkün olan en kısa sürede yapılmalıdır.

Kırık Burun Ameliyatı fiyatı hakkında detaylı bilgi almak için form doldurabilir ya da iletişim numaralarımızdan bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Estetik Ameliyat Sonrası Nelere Dikkat Etmeli?

Estetik Ameliyat Sonrası Nelere Dikkat Etmeli?

Estetik ameliyat sonrası dönem de en az ameliyat öncesi ve ameliyat süreci kadar önemlidir. Öncelikle genel sağlık durumunu ilgilendiren olası komplikasyonların olmaması ve oluşan bir komplikasyonun zamanında fark edilip tedavi edilebilmesi için çok bilinçli hareket etmek gerekir. Bu aşamada doktorun önerilerine ciddiyetle uymak ve onunla iletişimde bulunmak yaşamsal önem taşır.

Bazı hastaların ameliyat sonrasında doktorunun önerilerine yeterli özeni göstermediği ve farklı nedenlerle sınırları zorladığı ve buna bağlı komplikasyonlar geliştiği sıklıkla gözlemlenebilmektedir. Ameliyat sonrası dönemde kişi kendini çok iyi hissetse, herhangi bir ağrı duymasa dahi önerilere harfiyen uymalıdır.

ÖNCELİKLE;

  • 38.5 C’ nin üzerinde ateş
  • Solunum güçlüğü
  • Şiddetli ağrı
  • Fazla miktarda açık kırmızı taze kanama
  • Ameliyat bölgesinde aşırı şişlik ve kızarıklık gelişmesi
  • Aşırı halsizlik hali
  • Bilinç durumunda bulanıklık ve aşırı uyku hali

Veya yolunda gitmediğiniz bir şeyler hissediyor iseniz günün hangi saati olursa olsun derhal ameliyatı yapan doktor bilgilendirilmelidir. Herhangi bir nedenle doktora ulaşılamıyor ise ameliyatın yapıldığı veya en yakın hastanenin acil servisine başvurulmalıdır.

Pozisyon: Genel olarak ameliyat edilen bölge kalp seviyesinin üzerinde tutulmalıdır. Böylelikle ilgili bölgedeki toplardamar basıncı düşeceği için daha az kanama, şişlik ve morluk oluşacaktır.

Solunum egzersizleri: Ağrı vb değişik nedenlerle yeterince derin solunum yapılamaz ise hava yollarında tıkaç oluşumu (atelektazi) ve buna bağlı akciğer enfeksiyonu gelişimi riski sözkonusudur. Bu nedenle saat başı en az 3-5 kez tüm akciğeri genişletecek derin nefesler almak gereklidir. Yeterince sıvı alımı bronşlarda tıkaç oluşumunu azaltacaktır.

Hareket kısıtlaması: Ameliyat bölgesini ilgilendiren kısımlar gereğinden fazla kullanılmamalıdır. Örneğin meme ameliyatı sonrası kol hareketleri bir süre kısıtlanmalıdır. Tuvalette fazlaca ıkınma, ağır kaldırma, ev işleri yapma, çocuk taşıma, araç kullanma gibi zorlayıcı hareketlerden kaçınılmalıdır. Aktif spor yapılmamalıdır. Kısa yürüyüşler bacaklardaki kan dolaşımı için yararlı olabilmektedir.

Beslenme: Ameliyat süreci boyunca kullanılan ilaçların vücuttan rahat atılabilmesi, bacaklarda pıhtı oluşumu riskinin azaltılması, dokuların yeterince dolaşımının sağlanabilmesinde yeterli sıvı alımı önemlidir. Sık tuvalete gitmemek için sıvı alımını kısmak en sık yapılan hatalardandır. Bu süreçte alkolden uzak durulmalı, kanamayı artırabilecek aspirin vb ilaçlar alınmamalıdır. Ameliyat sonrası dönemde kilo vermeye yönelik çok sıkı diyetler yapılmamalı, dengeli beslenmeye dikkat edilmelidir.

İlaç Kullanımı: Doktorun önerdiği ilaçlar önerildiği şekilde kullanılmalı, dozlarda keyfi değişikliklere gidilmemelidir. İlaç kullanımına bağlı herhangi bir beklenmedik etki gözlendiğinde doktora bilgi verilmelidir.

Sigara: Damarlarda spazma, daralmaya yol açması nedeniyle kan dolaşımının çok önemli olduğu estetik ameliyatlarda sigara doku iyileşmesini son derece olumsuz etkilemektedir.

Ruhsal değişiklikler: Ameliyat sonrası ilk günlerde geçici olarak ruhsal bir çöküntü yaşamak, ameliyatın başarısı hakkında kaygılar duymak çok normaldir. Bu dönemde çoğu zaman bandajlar, sargılar, ödem vb nedenlerle hedeflenen sonuç henüz ortaya çıkmamıştır. Diğer taraftan görünümde belirgin değişime yol açan estetik ameliyatlar sonrasında ameliyat son derece başarılı olsa dahi yeni görünüme uyum sağlamak ve bu görünümü içselleştirmek zaman almaktadır.

1 2 3